<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel>
	<title>romantik delikanl&#305;</title>
	<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com</link>
	<description>romantik delikanl&#305;</description>
	<language>tr</language>
	<docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
	<lastBuildDate>11 Mar 2007 07:51:10 GMT</lastBuildDate> 
<image>
  <title>romantik delikanl&#305;</title> 
  <link>http://romantikdelikanli.azbuz.com</link> 
  <url>http://s.azbuz.com/images/RSSlogo.gif</url> 
  <width>117</width> 
  <height>35</height>
  </image>
	
	
	
	<item>
	  <dc:creator>hayali cadı</dc:creator>
		<title>Kum tanesinden...</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009330871</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/93/30/5000000009330871.gif" align='right' border='0'> <p>Kendi halinde, sade ama mutlu bir hayatı vardı istiridyenin. Denizin derinliklrinde bir kayaya tutunmuş,yaşayıp gidiyordu. Tuzlu deniz suyundan yiyeceğini buluyor,sert kabuğu onu d&uuml;şmanlarına karşı koruyordu. O da zamanının b&uuml;y&uuml;k kısmını etrafından s&uuml;z&uuml;lerek ge&ccedil;en balıkları seyrederek ge&ccedil;iriyordu.</p><p>Derken, bir g&uuml;n istiridyenin i&ccedil;ine bir sızı d&uuml;şt&uuml;. İ&ccedil;inde hissettiği acı sakin ge&ccedil;en hayatını alıp g&ouml;t&uuml;rm&uuml;ş,yerine sıkıntılı ve sancılı g&uuml;nler getirmişti. İstiridye, bu sancıların nedenini &ouml;ğrenmekte gecikmedi: Bir kum taneciği! K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir kum taneciği nasıl olduysa istiridyenin i&ccedil;ine girmiş ve şimdi onu acılar i&ccedil;inde kıvrandırıyordu.</p><p>Bir g&uuml;n istiridye kendi kendine bu kum taneciğini ne yapacağını d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı. 'Bu sıkıntı neden benim başıma geldi? Nasıl oldu da oldu?' gibi sorular sormanın gereksizliğinive faydasızlığını biliyordu. O kum taneciğinden kurtulmanın m&uuml;mk&uuml;n olmadığının da farkındaydı. O halde yapması gereken , bu davetsiz misafirle birlikte yaşamaya &ccedil;alışmaktı.</p><p>Bu kararından sonra istiridyenin sancıları sona ermedi, ama azaldı. Şikayet etse kat kat artacak olan sıkıntıları dayanılabilir &ouml;l&ccedil;&uuml;de kaldı. G&uuml;nler, aylar ve yıllar ge&ccedil;ti. İlgin&ccedil;tir, istiridyenin ağrıları ve sıkıntıları da neredeyse sona ermiş, ve ardında herkesin ziyaret etmekten zewk duyduğu bir istiridye bırakmıştı.</p><p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml;, hayatının uzun s&uuml;re acılarla ge&ccedil;mesine neden olan o kum taneciği, onun sabrıyla bir inciye d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. İstiridyenin bulunduğu yerde yaşayan diğer deniz canlıları onu sık sık ziyaret etmeye , zaman zaman kabuğunu a&ccedil;tığında ortaya &ccedil;ıkan muhteşem inciyi seyretmeye geldiler.</p><p>Ve bir şeye karar veremediler: O harika inci mi istiridyeyi g&uuml;zelleştiriyordu,yoksa sabır ve s&uuml;kunet sembol&uuml; gibi duran istiridye mi inciyi &ouml;yle g&uuml;zel g&ouml;steriyordu?</p><p>sizce?</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Oct 2008 14:47:00 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009330871</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>hayali cadı</dc:creator>
		<title>Mutlulu&#287;un,sahip olduklar&#305;ndad&#305;r..</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009330636</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/93/30/5000000009330636.gif" align='right' border='0'> <p>Tabağında hoşuna gitmeyen bir yemek bulduğun zaman şikayet&ccedil;i olma...&nbsp; Tabaklarında karınlarını doyurmak i&ccedil;in bile bir şey bulamayan insanları d&uuml;ş&uuml;n.</p><p>Trafikte kendini umutsuz hissettiğin zaman talihsizliğine yanma...&nbsp; D&uuml;nyada &ouml;zel arabasına binme şansı olmayan insanları d&uuml;ş&uuml;n.</p><p>İşinde zor bir g&uuml;n ge&ccedil;irdiğin zaman kendi kendine s&ouml;ylenme...&nbsp; Yıllarca işsiz kalanları d&uuml;ş&uuml;n.</p><p>Araban evinden uzak bir yerde bozuldu diye hayata k&uuml;sme...&nbsp; Doğduğu g&uuml;nden beri b&ouml;yle bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapmayı &ouml;zlemiş bir fel&ccedil;liyi d&uuml;ş&uuml;n.</p><p>Aynaya baktığın zaman yeni bir beyaz sa&ccedil; teli seni &uuml;zmesin...&nbsp; Sa&ccedil;larına tekrar sahip olmayı bekleyen ve kemoterapi g&ouml;ren bir hastayı d&uuml;ş&uuml;n.</p><p>Hayatın amacını ve anlamını d&uuml;ş&uuml;nmeye başladığın zaman kafan karışmasın...&nbsp; Bunu d&uuml;ş&uuml;nmeye bile fırsatı olamayanları d&uuml;ş&uuml;n.</p><p>ve bir g&uuml;n insanların sertliği,umursamazlığı,kibiri ve g&uuml;venilmezliği karşısında kendini k&uuml;&ccedil;&uuml;msenmiş ve harcanmış hissedersen,yine de g&uuml;lebilmeyi dene...&nbsp;&nbsp; &Ccedil;evresindekilere sert,umursamaz,aşağılayıcı ve ezici davranan bir kişi olmadığına ş&uuml;kret.</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Oct 2008 14:20:11 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009330636</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>hayali cadı</dc:creator>
		<title>Kenetlenmi&#351; Eller</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009330455</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/93/30/5000000009330455.gif" align='right' border='0'> <p>&nbsp;Bir g&uuml;n kalktık &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k Parkı'na gittik.mevsim g&uuml;zd&uuml;.yapraklar yerlere serilmiş,en hafif esintide ayaklarımıza d&uuml;ş&uuml;yor.Kimseler yoktu g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde.Bir boy y&uuml;r&uuml;d&uuml;k.Bir aşk &ouml;yk&uuml;s&uuml;yd&uuml; anlattığı...<br>&nbsp;&nbsp; Nefes aldık&ccedil;a o hafif esinti ruhumuzu okşuyor,i&ccedil;imizdeki aşkı dahada k&ouml;r&uuml;kl&uuml;yordu.Yerlere d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş yapraklar aşkımızın en g&uuml;zel şahitleriydi adeta. Her r&uuml;zgar estiğinde onlarında ruhunu okşuyor ve hareket ettiriyordu bedenlerini...<br>&nbsp;&nbsp; Ellerimizi birbirimize kenetlemiş,yaprak hışırtıları eşliğinde y&uuml;r&uuml;meye devam ediyorduk.Yaprakların r&uuml;zgarla dansının sesiydi bu huşırtılar.Aynı ses bizim en g&uuml;zel aşk şarkımızdı duyduğumuz.<br>&nbsp;&nbsp; &Ouml;n&uuml;m&uuml;zde mutlu bir sonsuzluğa uzanır gibi uzanıyordu yol.Yeşilin i&ccedil;inden uzanan bir kucak gibi karşıladı bizi.Aşkımızda ayak uydurmuştu bu g&uuml;zelliğe. &Ccedil;oktan buranın bir par&ccedil;ası olmuştu... Yeşilin kucağında ellerimiz kenetlenmiş şekilde ilerliyorduk.Etrafta kimseler g&ouml;r&uuml;nmemesine rağmen herkes aşkıyla kucaklaşmıştı bu yeşiller diyarında.Bitkiler,yemek arayışı i&ccedil;inde olan k&uuml;&ccedil;&uuml;k hayvanlar ve ileride birbirine sarılmış oturan yaşlı &ccedil;ift..<br>&nbsp;&nbsp; Uzaktan o &ccedil;ifti izlemek i&ccedil;imizi titretti. Birbirimizle hi&ccedil; konuşmuyor,bakışlaarımızla aşkımızı yaşıyorduk.Farkında olmadan duygulanmıştım ve i&ccedil;imdeki aşkın bir damlası g&ouml;zlerimden aşağı s&uuml;z&uuml;ld&uuml;. Yaşlı adamın elleri kadının ellerindeydi. elleri titriyordu fakat hala g&ouml;zlerinin i&ccedil;i parlıyordu.yıllardır bitip t&uuml;kenmeyen aşklarıydı beni duygulandıran.Onlar i&ccedil;in hayat &ccedil;ok uzun değildi..Birbirlerini kaybetme korkusu,i&ccedil;lerindeki yılların aşkı ile dans ediyordu. Ama onlar hala birbirlerine &uuml;mitle bakıyor,son nefeslerini vereceklri g&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nmeden o anın tadını &ccedil;ıkartıyorlardı.<br>&nbsp;<br>&nbsp;&nbsp; Yaşlı &ccedil;iftin mutluluğunu bozmadan y&uuml;r&uuml;meye devam ettik.İ&ccedil;imde garip bir &ccedil;ırpınış vardı ve buna engel olamıyordum.Onun g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine i&ccedil;imdeki aşkı haykırır gibi baktım.İkimizinde g&ouml;zleri aynı duyguları anlatmak i&ccedil;in birleşiyordu.D&uuml;nyanın en g&uuml;zel duygusuydu aşk.<br>&nbsp;&nbsp; Yeşillerin diyarında ,kenetlenmiş ellerle bir g&uuml;n&uuml; bitirmiştik.Aklımızda yaşlı &ccedil;iftin aşkı ile oradan ayrıldık. Hayata inat aşkımızı yaaşlanana kadar yaşayacak, hep birbirimizin yanında olacakatık.Y&uuml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n hayatın izlerini taşımasını beraber hissedecektik. Ellerimizi kenetleryecek ve aşkımızın dansına şahit olacaktık.<br>&nbsp;&nbsp; Hayatın en g&uuml;zel duygusudur aşk ve kenetlenmiş eller..<br>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Oct 2008 13:48:41 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000009330455</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>AYªEGÜL</dc:creator>
		<title>elveda mele&#287;im</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008070167</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> Elveda Meleğim<br><br><br>Sustuğum saniyeydi ölümü hissedişimin zamanı. Gerçeklerdi yalnızlık. Yüzleştiğim sorumluluklar, işlediğim günahlar, içimi bir hoş eden mutluluklar. Bir tek benim yankılarımdı yükselen odadan. Bir sen yoktun yanımda, tüm anılarım vardı soluğumun dumanında. Askıya aldığım geleceğim bu karanlıkta pek de olabilirliğini koruyamıyordu. Beklemenin verdiği sinir harbinin ötesinde kalbim heyecana yenik düşebilirdi her an. Peki neye duyduğum heyecandı bu delicesine merak? <br>Yanımda hissettim nefesini. Hemen ardından kokun çaldı burnuma. Ah! O nefis kokun&#8230; Bu sensin, yanımdasın. Ama daha burnumun ucunu göremiyorken nasıl bulayım seni? Nefesin hemen yanıbaşımda. Uyuyuşun geliyor aklıma; o sessiz, ürkek teninin yalnızlığını düşünüyorum. Ama yine de yanımda değilsin sanki. Bu karanlık yutuyor seni. Ne günahlarım kaldı ne de sorumluluklarımla yüzleşmem. Seni düşünüyorum kayıtsızca. <br>Neredesin? Bir şey mi oldu yoksa? Sana? Bana?&#8230; <br>Sadece nefesin var, karanlıkta eşlik eden bana. Ve kokun tabii&#8230; <br>Sessizce beklerken çıkmanı, kesmenin zamanımıydı nefes alıp verişini? Ne oldu? Karanlıkta beni bana bırakıp gittin. Kokunu da aldın yanına giderken, anılarımı ne yapacaksın peki? Tamam susuyorum sen de çık haydi&#8230; <br>Gözlerimi kamaştıran bu ışık ta ne? Büyüyüşünü sürdürüyor, gözbebeklerim ufalırken. Beni karanlıktan çekip alıyor benliğinin aydıklarına. Ve kapatıyor karanlığa benim için açtığı kapılarını. <br>İşte! Seni buldum sonunda! Ama yanında yatan adam da kim? Bana bunu nasıl yaptın? Karanlıklarda kalsam daha iyiydi. Bu yatak benim, bu salon benim&#8230; Nasıl yaptın bana bunu? Yanında ki de kim? Kim o kumral adam? Kim o sonsuz güzellikteki boynunda uyuyan? Benim yerimde? Senin mis kokunda&#8230; Görüntü netleşse tanıyacağım bana benzeyen şu adamı&#8230; Ama? <br>Ölümümdü sevdamdan kopuşum. Aşkım daima benim gizli kasamda saklı kalacaktı. Seni öpüşlerim; o narin gül kadar kırmızı,pamuk kadar yumuşak dudaklarını öpüşlerim, daima o kutuda bu yalnız aydınlıkta bana eş olacak&#8230; <br>Elveda meleğim&#8230;<br>&nbsp;<br> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>9 Jun 2008 16:47:37 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008070167</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>Sibel gazel</dc:creator>
		<title>Bir Kad&#305;n&#305; A&#287;latmak </title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007883815</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/78/83/5000000007883815.gif" align='right' border='0'> <p align="center"><font face="Arial, Helvetica, sans-serif" size="3"><b><font face="Verdana" size="2">Bir kadini aglatmak çok zor degildir aslinda. Kadinlar her seye<br>aglayabilir; bir filme, bir<br>sarkiya, bir yaziya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadini<br>yürekten aglatmak zordur. Eger bir kadin yürekten agliyorsa,<br>aglatan onun yüregine ulasmis demektir. Ama o yüregin degerini<br>bilememis olacak ki aglatan, gözünü bile kirpmadan teker teker<br>batirir ignelerini yüregine! Iste o zaman koca bir yumruk gelir<br>oturur bogazina kadinin. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca<br>yumruk canini çok acitir. Gözleri bugulanir kadinin sonra.<br>Aglamayacagim, der içinden. Ama engel olamaz iste. Çünkü<br>yüregine ulasmistir birileri ve igneler saplamaktadir.. Bu aciya<br>ne kadar karsi koyabilir ki bir kadin!! Ince ince süzülür yaslar<br>gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yagmur seli... Ve kadin<br>aglar; hem de çok! Sanmayin ki gidene aglar kadin! Gidenin<br>giderken koparttigi yerdir onu aglatan, orada biraktigi yaradir.<br>O yaranin hiç kapanmayacagini, kapansa bile izinin kalacagini<br>bilir kadin; o yüzden aglar. Ama bilir misiniz, aglamak<br>kadinlari olgunlastirir. Her damla, daha çok kadin yapar<br>kadinlari. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadinlar<br>agladiginda çogu insan, "aglama niye agliyorsun ki, degmez onun<br>için" derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü<br>yürekleri aciyan kadinlar aglamazlarsa, ölürler. Gidenin<br>giderken kadinin içine biraktigi zehirdir onlari öldüren!<br>Aglayarak o zehirden kurtulur kadinlar, o irini temizlerler<br>yaralarindaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba<br>dönüsür yaralari. Dönüsmemesi lazimdir oysa. O yüzden de bolca<br>aglarlar. Zaman geçer sonra. Kadinlar kendilerine sarilmayi<br>ögrenirler. Umarim ögrenirler, yoksa ruhlar sapkin yollara<br>çarpar kendini. Sapan ruhlarin dogru yolu bulmasi da yeni acilar<br>demektir. Bunu bilir kadinlar, o yüzden eninde sonunda<br>ögrenirler kendilerine sarilmayi... Çok aglayan kadinlar, bir<br>çok seyden vazgeçen kadinlardir aslinda. Her damla olgunlastirir<br>kadinlari evet ama olgunlastikça o safça inandiklari ask gerçegi<br>onlarin gözünde küçülür.. Küçüldükçe degerini yitirir ve iste o<br>zaman kendilerine sarilip, yeni bir kadin yaratirlar<br>kendilerinden. Güçlü, yenilmez, magrur ve aska inanmayan...<br>Insanlar soruyorlar çogu zaman neden bu kadar çok bekar kadin<br>var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarini yitirdi<br>o kadinlar. Zamaninda yüreklerine o kadar çok igne saplandi ki,<br>o kadar çok agladilar ki! Artik kendilerinden baska bir dogru<br>olmadigina inaniyorlar, o yüzden kendilerine sariliyorlar. Çünkü<br>biliyorlar ki sarildiklari adamlar onlari hak etmedi; hem de<br>hiçbir zaman! Hep bir çikarlari oldu sarildiklari adamlarin. Eee<br>o zaman niye sarilsinlar ki! Niye sarilalim ki! Etrafinizda<br>yürekten aglayan bir kadin varsa bilin ki olgunlasiyordur. Bilin<br>ki, gerçekleri kabul etmeye baslamistir. Bilin ki, artik askın<br>olmadigina inanmistir. Bilin ki, sarilacak tek bir dogrusu<br>kalmistir. "O da kim, ne" diye sormayin artik. Çok aglayan<br>kadinlar, eninde sonunda kendilerine sarilirlar çünkü! çünkü<br>sarilacagi yeni adam da yine aglatacak onu !!!!&gt;</font></b><br><br><br></font></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>15 May 2008 18:09:38 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007883815</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>Sibel gazel</dc:creator>
		<title>Dudakla Bardak Aras&#305;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007884722</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <b>Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir <br>bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İslerin bir an önce bitmesini <br>sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O <br>zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için <br>dayanamaz ve zalim krala: <br><br>- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın <br>üzümlerinden yapılacak şarabi hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki! <br>Deyivermiş. <br><br>Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler <br>yetiştikten sonra, kral köleler de dahil herkesin hemen toplanmasını <br>emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan <br>bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde <br>bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. <br><br>Şarap bardağını eline alarak: <br><br>- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiç bir zaman <br>içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? diye sormuş. Köle söyle <br>cevap vermiş: <br><br>- Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü <br>dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler <br>gelebileceğini de bilemem! Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri <br>kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini <br>ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. <br><br>Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış. <br>Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş.Kral ve domuz arasında <br>öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi <br>azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş. <br>Kral bostanda, bardak masada kalmış.. <br><br>Su söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor: <br>"Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip değil ise ne gelir elden?" <br>Sevgiyle kalın... <br><br>Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik sanmayın. <br>Sıkıca asılın onlara, tıpkı hayata asıldığınız gibi... Çünkü <br>onlarsız hayat da anlamsızdır.Hayatınızı asla aşka kapatmayın. <br>Aşkı bulmanın en kısa yolu, "aşık olmaktır", korunmanın en iyi yolu ise <br>aşka kanat takmak... Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi <br>ve nereye gittiğinizi unutmayın. <br><br>Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken <br>güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın. <br>Dün tarih oldu... Yarın bir sır... Bugünün kıymetini bilin. <br><br><span style="color: blue;">Can DÜNDAR </span></b> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>15 May 2008 21:15:20 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007884722</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>Sibel gazel</dc:creator>
		<title> &#304;&#351;in Bitince Beni Sever misin? </title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007961934</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> Kapıdan içeri girer girmez neşeyle bağırdı:"Anne biliyormusun bugün yuvada ne oldu?""Görmüyor musun? Telefonla konuşuyorum."Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu.Herşey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda.Bir de eve misafir gelecek oldumu kendisine hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitsindi?Annesi kapattı telefonu. Mutfaktan tencere k 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>25 May 2008 00:53:46 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007961934</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>Sibel gazel</dc:creator>
		<title> &#304;&#351;in Bitince Beni Sever misin? </title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007885275</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <font face="Arial, Helvetica, sans-serif" size="3"><div align="center"><div align="center">Kapıdan içeri girer girmez neşeyle bağırdı:<br>"Anne biliyormusun bugün yuvada ne oldu?"<br>"Görmüyor musun? Telefonla konuşuyorum."<br>Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu.<br>Herşey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda.<br>Bir de eve misafir gelecek oldumu kendisine hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitsindi?<br>Annesi kapattı telefonu. Mutfaktan tencere kaşık sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti.<br>"Sana yardım edeyim mi?" dedi en sevimli halini takınarak. Annesi manalı manalı baktı.<br>"Hayırdır. Bir yaramazlık filan. Bak bir de seninle uğraşmayayım. Cok yorgunum zaten."<br>Yorgunluk nasıl bir şeydi. Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavasça elinden alır "Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni" diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi. Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, ne diye annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.<br>"Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor."<br>"Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum."<br>Bu kelimeden nefret ediyordu. Yorgunum. Yorgun olduğumdan. Böyle yorgun yorgunken...<br>"Anneciğim sen yorulma diye..."<br>"Yemekte konuşuruz cocuğum. Bankada işler yetişmedi.Baban gelene kadar bunları<br>bitirmem lazim. Hadi sen oyna biraz."<br>"Hani siz yoruluyorsunuz ya..."<br>"Eeee...."<br>"Ben de oynamaktan yoruluyorum."<br>"Ne yapayım?"<br>"Bilmem..."<br>Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılmasi gerekenleri hiç<br>bilmiyorlardı. Işıklar söndü birden.<br>Annesi öfkeyle söylenmeye başladi."Mum da yok" diye diye karıştırdı dolapları el<br>yordamı.<br>Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü.<br>Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını. Deli tavşanın duvardaki<br>aksini getirdi gözlerinin önüne.<br>Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukar kaldırarak tavşan<br>kafası yaptı. "bak deli tavşan" diyerek parmaklarinı oynattı.<br>Yoldan gecen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı. Tavşan alabildiğine hür<br>dolaştı sağda solda.<br>Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü o minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavasça kanepeden asağı sarktı.<br>Neden sonra ışıklar geldi. Kadın çocuğun hic konusmadığını akıl etti birden.<br>Kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı.<br>Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu icini. Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu. Çocuk sanki bu öpücüğü bekliyormusçasına<br>"İşin bitince beni sever misin anne?" dedi.<br>Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.<br><br><br></div></div></font> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>15 May 2008 22:01:07 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007885275</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>Sibel gazel</dc:creator>
		<title>Babam Bu Bayram Gelecek</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007883478</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p align="center"><b>Babam Bu Bayram Gelecek</b></p><p align="center">Anne, niye ağlıyorsun? Babam bu bayram da gelmeyecek mi? Söz vermişti gelirken doğum günü hediyemi de getirecekti. Belki uçurtma getirir. Salarım uçurtmamı göklere bütün çocuklara babalarından haber getirsin diye. Belki de oyuncak arabalar getirir. Bütün çocuklara.<br><br>Anne, biz nereye gidiyoruz?<br><br>Ağlama anne. Olsun. Bu bayram gelmezse de sonraki bayram gelir. Çok özledim ama yine de beklerim. Hem o zamana kadar okumayı daha iyi öğrenirim. Ona &#8220;babacım artık gel&#8221; diye mektuplar yazarım. Geldiğinde şiirler okurum.<br><br>O zaman da gelmezse sonraki bayram gelir. Ben daha çok büyürüm. İçimdeki sevgi ve özlem de büyür.<br><br>Anladım ben anne babam bu bayram gelmeyecek. Sonraki bayram da gelmeyecek. Ondan sonra da gelmeyecek. Anne babam hiçbir bayram gelmeyecek değil mi? O zaman anne bayram da bize hiç gelmeyecek.<br><br>Anne hani geçen gün evimize kalabalık gelmişti. Herkes beni öpüp kucaklayıp ağlıyordu. Hiç biri babam gibi sarılıp öpemiyordu. &#8220;oğlum, aslanım&#8221; diyemiyordu anne. Sen de ağlıyordun. Beni dayımla başka yere göndermiştin. Ben dayıma &#8220;babam nerde, öldü mü yoksa?&#8221; diye sormuştum. Dayım, &#8220;şehitler ölmez&#8221; demişti. Bugün de okulumuzun &#8220;vatan İlköğretim Okulu&#8221; olan adını değiştirip, babamın adını yazmışlar. Başına da şehit diye yazmışlar. &#8220;Canım feda&#8221; sokağımızın adını da yine babamın adıyla değiştirmişler.<br><br>Anne bak oradaki taşın üzerinde de babamın ismi yazıyor. Anne bak, bak şehit yazıyor.<br><br>Anne hani babam yemin edecekti. Seninle gitmiştik. Seni bir süre içeri almamışlardı. O zaman babama &#8220;neden bizim yanımızda gelmediğini&#8221; sormuştum da, o da &#8220; vatanı ve sizi düşmanlardan koruyorum&#8221; demişti. Vatan sadece bizim mi? Vatanı başkası korusa olmuyor mu anne? Babam yanımızda olmayınca bizi kim koruyacak.<br><br>Elimi bırak anne. Artık ben büyüdüm. Bugün okulda çocuklar bana &#8220;senin babanı vurmuşlar, baban şehit olmuş&#8221; dediler. Ben ağladım. Öğretmenim &#8220;sus ağlama, babası şehit olan çocuklar çabuk büyür&#8221; dedi.<br><br>Anne babamı vuranların benim gibi çocukları yok mu? Onlar da benim okuluma gitmiyor mu? Onlar da babamın adı olan okuldan mezun olmayacaklar mı? Sonra onlar da beni mi vuracaklar anne?<br><br>Öğretmenime &#8220; babam öldü mü?&#8221; diye sordum. O da dayım gibi &#8220;şehitler ölmez&#8221; dedi. Babamın uyuduğunu söyledi. Anne babam uyumayı sevmez ki o çalışmayı sever. Sen ona çok çalıştığını söylediğinde &#8220;çalışacağım ki hem siz rahat edin. Hem vergimizi verip diğer insanlara faydalı olalım&#8221; demişti. Anne, okulda bize kitap defter dağıtıyorlar, babamın verdiği parayla mı dağıtıyorlar? Babamı vuranların çocuklarına da veriyorlar mı?<br><br>Anne şimdi benim öz kardeşlerim olmayacak mı. Bana ağbi diyen olmayacak mı? Ben büyüyüp evlenince çocuklarımın dedesi olmayacak mı? Halaları, amcaları olmayacak mı?<br><br>Anne o gün hani kalabalık toplanmıştı evimizin önünde, kırmızı bayrağa sarılmış büyük bir kutu taşıyorlardı. &#8220;kutu da ne var&#8221; diye sormuştum kimse söylememişti. Ben de babam bana büyük bir hediye aldı sanmıştım. Anne hiçbir hediye babamın yerini tutmaz ki.<br><br>Anne babamı vuranlara babam ne kötülük yaptı. Düşmanlar saldırsaydı, onların çocuklarını da babam korumayacak mıydı?<br><br>Anne babamı vuranların çocuklarının karnı doymuyor mu? Onların evleri yok mu? Elbiseleri yok mu? Eğer yoksa bizim yanımızda kalsınlar, bizim yediklerimizden yesinler, benim elbiselerimi giysinler. Ama bana babamı geri versinler.<br><br>Anne, kalabalığın olduğu gün takım elbiseli adamlar babamın çok iyi insan olduğunu söylediler. Yanımızda olduklarını söylediler. Şimdi niye yanımıza gelmiyorlar?<br><br>Anne yine öğretmenimiz dedi ki &#8220;şehitler çocuklarına şefaat edermiş.&#8221; Babam, onu vuranların çocuklarına da şefaat eder mi? Benim babam çocukları çok sever. Onlara da şefaat eder değil mi?<br><br>Babamı vuranlar özgürlük istiyormuş, demokrasi istiyormuş. Onların çocukları da babasız kalacaksa biz istemeyelim olur mu?<br><br>Anne, yine onlar haklarını istiyormuşlar. Benim babam kimsenin hakkını yemez ki? Hem hangi hak candan önemli olur ki? <br><br>Anne, vatan sadece bize mi lazım? Babamı vuranlara lazım değil mi?<br><br>Anne şimdi babam bu toprakların içinde mi yatıyor? Elleri üşümez mi? Acıkmaz mı, susamaz mı? Beni hiç özlemez mi?<br><br>Anne babam bu mezarda sığmaz. Benim babam nasıl sığar buraya anne?<br><br>Babam bu bayram geleceğini söylemişti anne. Benim babam sözünde durur anne. Belki gelir de biz göremeyiz anne. Bayramlıklarımızı giyelim de bizi böyle görüp üzülmesin, ağlamasın anne. Olur mu anne?<br><br></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>15 May 2008 17:35:29 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007883478</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>Sibel gazel</dc:creator>
		<title>HER&#350;EY SENDE G&#304;ZL&#304;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007882781</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <font size="3">Sevdiğin kadardır ömrün..<br>Gülebildiğin kadar mutlusun.<br>Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin<br>Sakın bitti sanma her şeyi,<br>Sevdiğin kadar sevileceksin.<br>Güneşin doğuşundadır doğanın sana veridği değer<br>Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.<br>Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;<br>Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın<br>Ay ışığındadır sevigliye duyulan hasret,<br>Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.<br>Unutma yağmurun yağdıgı kadarıslaksın.<br>Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.<br>Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın.<br>Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.<br>Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.<br>İşte budur hayat!<br>İşte budur yaşamak!<br>Bunu hatırladığın kadar yaşarsın.<br>Bunu unuttuğunda aldıgın her nefes kadar üşürsün.<br>Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun.<br>Çicek sulandığı kadar güzeldir,<br>Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,<br>Bebek ağladığı kadar bebektir.<br>Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,<br>Bunu da öğren,<br>Sevdiğin kadar sevilirsin..<br></font> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>15 May 2008 17:05:23 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007882781</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>metinbekirparı</dc:creator>
		<title>BU &#304;NSANLAR KAYIP</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007509680</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 16pt; COLOR: #ffcc00; FONT-FAMILY: 'Courier New'"><font color="#ff6600"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 16pt; COLOR: #ffcc00; FONT-FAMILY: 'Courier New'"><font color="#ff6600"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 16pt; COLOR: #ffcc00; FONT-FAMILY: 'Courier New'"><font color="#ff6600"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 16pt; COLOR: #ffcc00; FONT-FAMILY: 'Courier New'"><font color="#ff6600"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 16pt; COLOR: #ffcc00; FONT-FAMILY: 'Courier New'"><font color="#ff6600"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 16pt; COLOR: #ffcc00; FONT-FAMILY: 'Courier New'"><font color="#ff6600">SEVGİLİ SİTE ZİYARETCİLERİ BU SİTEDE TOPLUMUN BİR YARASI OLAN AİLESİNDE BİR SEBEPLE KAYBOLAN, YERİNDEN YURDUNDAN UZAKLAŞAN İNSANLARIMIZA YERVERDİM "UNUTMAYIN HEPİMİZ İNSANIZ" BİR GÜN BİZLERİNDE BAŞINA GELEBİLİR. İLGİ ALAKANIZ İÇİN ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER. KAYBOLMA NEDENLARİ Evlenme vaadiyle,Fuhuş amacıyla,Evlat edinmek için,Cinayet Dilendirmek amacıyla,Organ ticareti için,Uyuşturucu işinde kullanmak amacıyla Düşüncelerinden ötürü,Ailedeki geçimsizlik,Maddi sorunlar,Alacaklılarından kaçanlar, Askerlikten kaçanlar,Sevdiğine kavuşmak için kaçanlar,Düşmanlarından kaçanlar ''Şöhret'' olmak için kaçanlar,Polisten Kaçanlar,Zekaözürlüler,Yaşlı ve düşkünler Çaresiz hastalıklara yakalananlar ve terk edilenler, Akıl hastaları Trafik kazalarında yaşamını yitirenler,Doğal afetlerde kaybolanlar </font><a href="http://kayiparaniyor.azbuz.com" target="_blank" class="pageLinks"><span style="COLOR: #ffcc00"><font color="#ff6600"><b>http://kayiparaniyor.azbuz.com</b></font></span></a></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 16pt; COLOR: #ffcc00; FONT-FAMILY: 'Courier New'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 16pt; COLOR: #ffcc00; FONT-FAMILY: 'Courier New'"></span>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>12 Apr 2008 21:23:46 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007509680</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>nec88</dc:creator>
		<title>KEND&#304;NE &#304;Y&#304; BAK......</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007256655</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; tab-stops: 243.0pt"><i><b><span style="FONT-SIZE: 10pt; BACKGROUND: #ebcbc3; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Kendine iyi bak" bir "veda" değil "elveda" cümlesidir çoğu zaman. </span></b></i><b><i><span style="FONT-SIZE: 10pt; BACKGROUND: #ebcbc3; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'"><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde... </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Olamayacağım. İstesem de istemesem de. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artik. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Fakat yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">" "Kendine iyi bak. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Aramızda geçen herseye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle bas basa, </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Yapayalnız bırakıyorum ben. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">" Kendine iyi bak, derler ve giderler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçaliyicidir. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine "Kendine İyi Bak" gözleriyle ayrılırlar. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar.. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">*Taki son elveda mezar sessizliğine bürünücüye kadar* </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine İyi Bak" derler ve giderler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Kendine iyi bak, derler ve giderler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Kendine iyi bak, derler ve giderler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Seni suskunluğa mahkûm edip giderler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Seni senden alıp giderler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">*Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın* </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, kendine iyi bak, derler ve giderler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Bir tek anıları bırakırlar geride, </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye unutulmayan nağmeler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Hersey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">"Bitti" diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">"Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">"Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim" </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Diyemedikleri için kendine iyi bak derler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">"Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Kendine iyi bak bir noktadir çogu zaman. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Oysa sen iyisin.... </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">*Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Kendine iyi bak deme bana. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Nokta koyma. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem.. Keske döndürebilsek zamani geriye. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Nafile...Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Sen eksikken, ben nasil tam olurum? </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Savassak aramiza giren seytanla olmaz mi? </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Bunlarin hepsi yalan mi?... Sahiden..., </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Gitmesen olmaz mi? </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Bitmesek olmaz mi? </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Peki o zaman... </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Senin istedigin gibi olsun... </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Öyleyse... </span></i><br><i><span style="FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">Sen de "Kendine Iyi Bak.</span></i></span></i></b></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>23 Mar 2008 09:39:22 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007256655</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>wanpir kıs</dc:creator>
		<title>Telefondaki Ses......</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007138419</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>David o gün çok yoğundu, seçim kampanyaları devam ediyordu. Aceleyle çevirdiği telefonda karşısına çıkan şarkı gibi bir sesle karşılaşınca şaşırdı. Özür dileyip kapattı. Ama o hoş ses aklından çıkmıyordu.<br><br>Ertesi gün sabah erkenden o numarayı aradı. Telefon çalarken kalbi çok hızlı çarpıyordu. Evet karşısında yine o tatlı ses vardı. Kendisini tanıttı. Konuşmaya başladılar. Konuştukça kızdan dahada etkileniyordu.<br><br>Günler geçti. Hergün onunla konuşuyordu, onun sesini duymadan güne başlayamıyordu. Kızgın olduğunda sakinleştiriyor, üzgünken neşelendiriyor, monoton günlerde yeni heyecanlar aşılıyordu. O soğuk kış günleri bu sıcacık sesle ısınmış ve bahar gelmişti.</p><p>&nbsp;</p><p>Bu arada seçim kampanyalarıda çetin bir şekilde devam ediyordu. Aklından ve kalbinden çıkaramadığı o kızla evlenmeliyim diye düşünmeye başladı. Bu kampanyası içinde olumlu olurdu. Danışmanı başının etini yiyordu.<br><br>- "Evlenirsen, ratingin 10 puan artar" diye...<br><br>Şu ana kadar bu konuyu pek ciddi düşünmemeşti. Neden olmasın dedi ve hızla telefonu çevirdi. Hiç nefes almadan evlenmek istediğini söyledi, kampanyasını anlattı, hayallerinden bahsetti, seçimden sonra karayiplerde bir balayından bile bahsetti. Onun çoşkusu genç kızada geçmişti. Ama bir anda sessizleşti ve mırıltılı bir sesle :<br><br>- "Henüz beni görmediniz, ya beğenmezseniz." dedi.<br><br>David "Bu kadar güzel bir sesin ve kalbin sahibi çirkin olamaz herhalde" dedi.<br><br>Bu arada eski neşesini ve çoşkusunu kaybetmişti. O zaman yarın buluşalım dedi. Buluşacakları yeri konuştular.<br><br>Ertesi gün David heyecanla buluşacakları yere geldi. Biraz sonra uzaktan yanında köpeği ile güzel bir kız geliyordu. Acaba o mu diye düşündü. Ama parkın o kısmındaki tek kişi olmasına rağmen ona bakmıyordu. Uzaklara çok uzaklara bakıyordu. Sanırım o değil dedi. Kızın gözlerinde güneş gözlükleri vardı. Kızın gözlerinin ne renk olduğunu düşünmeden edemedi.<br><br>Kız David ile telefondaki meleğin buluşacağı havuzun yanına kadar geldi. Oda ne elinde bir beyaz baston vardı. David şaşkınlıkla ona bakakaldı. Bu o telefonlarda konuştuğu meleğiydi. Ama o kördü. Ne yapmalıyım diye düşündü. Kaçıp gitmeli mi? Herşeye rağmen elini tutup konuşmalı ve onunla evlenmeli miydi? David yutkundu ve birkaç adım atıp, kızın yanından geçip sessizce gitti. Parkın dışına çıktığında son birkez dönüp kıza baktı. Kız hala uzaklara doğru bakıyor, köpeğiyle konuşuyor ve David'i bekliyordu.<br><br>David günlerce, onu bekleyen kızın hayalini unutamadı. Sürekli doğruyu yaptığına kendini inandırmaya çalışıyordu. Bazen eli telefona gidiyor, o gün işim çıktı gelemedim deyip, yine herşeye yeniden başlamayı düşünüyordu.<br><br>Günler geçti ve seçimler sonuçlandı. David seçimleri kaybetti. New Jersey valisi olamamıştı. Yine avukatlığa devam etmeye başladı. Noel hazırlılarının devam ettiği o öğlen, sekreteri içeri girerek, davanın 25 dk sonra olacağını hatırlattı. Hızla hazırlandı. Çantasını alıp adliyeye gitti. Yerine geçti oturdu. Önemli bir tecavüz davası görülüyordu ve sanığı David savunacaktı, işi zordu. Biraz sonra karşı taraf ve hakimde yerlerini almıştı. David ilk tanığa sorusunu sordu. Moralinin bozulmaması için karşı tarafın avukatına dönüp bakmamıştı bile. 2.tanık ile ilgili notlarına bakarken, yüksek topuklu bir ayakkabı sesi duydu. Karşı tarafın avukatı tanığın yanına gidiyordu. Avukat konuşmaya başladı. Bu ses çok sert, acımasız ama bir o kadarda tanıdık geldi.<br><br>Başını kaldırdı daha bir dikkatle baktı. O sırada saçlarını sımsıkı topuz yapmış, menekşe gözlü, dudakları bir çizgi gibi kapalı avukatla gözgöze geldi. İşte o anda gözlerinde birden başka bir görüntü canlandı. Çağlayan gibi omuzlarından aşağı sarkan sarı saçlar, heran gülmeye hazır yürek şeklinde dudaklar, melek gibi bir yüz ve güzel bir vücut. Bu o parktaki kız olabilir miydi..?<br><br>Yoksa halisülasyonlar mı görmeye başlamıştı. 2 saat sonra dava bittiğinde hiç bir şey hatırlamıyordu.<br><br>Yanından hızla geçen avukatın peşinden koşup bahçede yakaladı. Tam ağzını açıp konuşacaktı ki. O menekşe göze ta gözbebeklerinin içine kadar sımsıcak bir şekilde baktı; o çizgi halindeki dudaklar güller gibi açarak gülümsedi ve şarkı gibi melodik bir ses duyuldu.<br><br>- "Merhaba o gün parkta sana şaka yapmak istemiştim.. Herşeye rağmen beni isteseydin, cesurca yanıma gelip bana telefondaki meleğim demiş olsaydın. Ya da 1-2 saniye daha bekleyebilseydin. Sana evet demek için gelmiştim. Oysa sen kendi kalbini sınavdan geçirdin ve başarısız oldun. Bu arada, sürekli aradığın... ya da parktaki günden sonra hiç aramadığın telefon, ofisimdeki direkt telefondu."<br><br>Ve telefondaki melek yürüyüp gitti...<br></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>15 Mar 2008 01:21:59 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007138419</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>wanpir kıs</dc:creator>
		<title>Liseli K&#305;z....</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007138411</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> Yavaş yavaş tırmanıyordu merdivenleri.Birazdan sağa dönüp sınıfa girecekti.Anlamsız bir güne daha başlıyordu.Kapıdan seyredildi bir sürü liseli.Sınıf aynı sınıf,sıralar aynı sıralar.Değişecek bir şey vardı,o da LİSELİ KIZ'ın ümitleri!!!Bir kaç gün öncesi saklandı gözlerine.Her zaman ki igbi camdan bakıyordu,okulun kapısının çiftlerini ezberlemişti,ne olmuştuda gelmemişti SEVDİĞİ.Oysa her zaman ki gibi söz vermişti.Çıkış zili çaldığında son kez baktı kapıya ama boşunaydı gelmemişti .Her zaman ki gibi neşesinden uzaktı.Ağır ağır inmişti merdivenleri belki işi çıkmıştı,belki geç kalmıştı tesellilerle kendini avuturken mahalleye gelmişti...Fakat o da ne!!!Neydi bu sevdiğinin kapısının önünde ki kalabalık...!!!Neden ağlıyordu herkes bi anlam veremiyordu LİSELİ KIZ...Dayanamadı yolda ağlayan bir çocuğa sordu...Birden elinde ki kitapları yere düştü...Gözleri kararıyordu,bir ağaç fidanı gibi yere yığıldı kaldıkaldı LİSELİ KIZ...Konuşmak istiyordu,birden hıçkırıklarla ağlamaya başladı...Kimse anlam veremiyordu neden ağladığına...SEVDİĞİNE AĞLIYORDU LİSELİ KIZ...Genç yaşta toprak olan sevdiğine ağlıyordu.Sonra okula geldi,sınıf aynı sınıf,sıralar aynı sıralar...Geçti oturdu camın kenarındaki yerine...!!!!O DA NE!!!!SEVDİĞİ KAPIDAYDI VE EL SALLIYORDU...HIZLA KALKTI KIRILAN CAMIN SESİNİ DUYMADI BİLE ,HIZLA BIRAKTI KENDİNİ BOŞLUĞA...Sınıf arkadaşlarıtoplanmıştı başına ağlıyordu.!!!!O İSE CAM KIRIKLARIYLA KANLAR ARASINDA GÜLÜMSÜYORDU!!!!KIRMIZI GELİNLİĞİ GİYMİŞ OKUL KAPISINDA SEVDİĞİYLE''ELELE DURUYORDU LİSELİ KIZZ'' 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>15 Mar 2008 01:16:27 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007138411</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>wanpir kıs</dc:creator>
		<title>Kalbimin Sahibi....</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007138371</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya<br>daha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere,<br>kalp nakli için ilân vermişlerdi... Canını feda edecek birini arıyorlardı...<br>Genç kız ise her gün hastane odasında biraz daha solmaktaydı.<br><br>Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu...<br>Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözyaşı dökmekten bıkmıştı... Yine de<br>engel olamadı pınar gibi çağlayan gözyaşlarına. Sevdiği geldi aklına,<br>fakir ama onu seven sevgilisi... Her gün aynı şeyleri düşünüyor,<br>anıları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu... <br><br>"Param yok ama sana verebileceğim sevgi dolu bir kalbim var" demişti<br>delikanlı... Genç kızda zaten başka birşey istemiyordu...Sevgiye muhtaç biri,<br>sevdiğinin sevgisinden başka ne isteyebilirdi ki... Ama olmamıştı işte, <br>dünyalar kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmiş,<br>onları ayırmıştı... İşte paranın geçmediği zamanlara gelmişlerdi...<br>Ne önemi vardı artık? Şu son günlerinde, sevdiği yanında olsa yeterdi...<br><br>Ayrılıklarından bu yana beş bitmeyen, çile dolu yıl geçmişti...Her günü zehir,<br>her günü hüsran... Ama genç kız hep sevgisini yüreğinde taşımış, kalbini<br>kimseyle paylaşmamıştı. Sevdiğini düşündü işte o an.. Acaba o neler yapmıştı<br>bu kadar sene boyunca.. Kimbilir kiminle evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı...<br>Gözlerinden bir damla yaş daha damladı kurumuş, bitmiş ellerine. Ellerine baktı,<br>bir zamanlar ellerinin, elerini tuttuğunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini<br>seyrederdi... En çok da saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş,<br>koklamıştı onları. Her bir tanesi koptuğunda, kalbine bir ok daha saplanıyordu.<br>Kalbi yine sızlamaya başlamıştı. Belki sevdiği yanında olsa,<br>kalbi bu kadar yorulup, veda etmezdi yaşama... Zaten artık ölüm umrunda<br>değildi genç kızın. Sevdiğinden ayrı yaşamanın ölümden ne farkı vardı ki...<br><br>Tekrar o geldi aklına... Keşke keşke yanımda olsa dedi. Son bir kez elini tutsa<br>yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi artık...<br>Gözleri pınar gibi çağlamaya başladı. Sevdiğini son bir kez göremeden ölmek <br>istemiyordu.. Ufak da olsa ondan bi hatırasını almadan bu dünyadan göçmek<br>istemiyordu... Sevdiği, kimbilir kiminle beraberdi? Kendi, sevgi dolu kalbini kimseyle<br>paylaşmayı düşünmemişti bile ama acaba o paylaşmış mıydı? Onun sevgisini<br>silmiş atmış mıydı acaba kalbinden? İçi birden nefretle doldu. Üstüne büyük bir<br>ağırlık çöktü. Onu düşündükçe her dakikasının zehir olması artık çok daha<br>ağır geliyordu genç kıza... Ölmek istedi, artık yaşamak istemiyordu bu dünyada...<br>Ama sevdiğinden bir hatıra almadan ölmeyeceğine and içmişti.<br><br>Tekrar gözlerini açtı. Kimbilir belki de sevdiği onu unutmuştu.. Bu düşünceler<br>içinde daldı... Birden babası girdi odaya, kızına kalp nakli için bir gönüllü<br>bulduklarını müjdeleyecekti. Fakat genç kız çoktan uykuya dalmıştı...<br>Bir meleği andıran masum yüzü, sevdiğinin özleminden sırılsıklamdı...<br><br>O gece biri gözlerini dünyaya kapadı, genç kız ameliyata alındı. Tekleyen ve<br>görevini yerine getirmeyen kalbi değiştirilmişti. Bir hafta sonra tekrar gözlerini<br>açtı dünyaya genç kız. Ama dünya daha farklı geldi ona. Sanki bir şeyler eksikti...<br><br>Aradan aylar geçmiş genç kız artık iyice iyileşmişti. Ama içindeki burukluğu bir<br>türlü atamıyordu. Sevdiği aklına gelince kalbi eskisinden daha çok sızlıyordu...<br>Bir kere, bir kere görebilsem diye mırıldandı... Kalbi yine sızlamaya başlamıştı.<br>Yeni kalbi onu iyileştirmişti ama nedense her gece aniden hızlanıyor, onu<br>uykusundan uyandırıyor ve sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlıyordu...<br>Genç kız bir anlam veremediği bu durumu doktora anlatmıştı ama<br>ameliyatı kolay değildi, bir aya kalmadan geçer demişti doktor.<br><br>Aylar geçmişti ama hâlâ aynıydı durum. Çiçeklerinin yanına gitti. Her gün<br>onlarla saatlerce dertleşiyor, zaman zaman ağlıyordu onlara.. En çok kan<br>kırmızısı gülünü seviyordu. Çünkü kırmızı gülün onun için yeri apayrı idi.<br>O da genç kızla beraber gülüyor, onunla beraber ağlıyordu. Onu sevdiği gibi<br>görüyordu genç kız. Ve gülünü sevdiğini ilk gördüğünde ona hediye edeceğine<br>dair yemin etmişti. Başka türlü paylaşamazdı gülünü kimseyle...<br><br>Kapı çaldı aniden. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa ilişti.<br>Yavaşça eğilip zarfı yerden aldı. Birden kalbi deli gibi atmaya başladı. Ne<br>olduğunu anlayamıyordu. Zarfın üzerinde ne bir isim, ne bir adres vardı.<br>Zarfı açtı, içinden beyaz bir kağıda yazılmış bir mektup çıktı. Kalbi daha hızlı<br>atmaya başladı. Onun kokusu vardı kağıtta. Evet, onun kokusu vardı.<br>Yıllar yılı özlemini çektiği, yanında olabilmek için canını bile verebileceği<br>sevdiğinin kokusu vardı mektupta... Başı dönmeye başladı. Koltuğuna geçip<br>oturdu yavaşça... Kağıdı açtı ve elleri titreyerek okumaya başladı.<br><br>"Sevgilim, senden ayrıldıktan sonra, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını<br>bildiğimden dolayı, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye bakabildim... Her<br>günüm diğerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin daha da artıyordu...<br><br>Sana kitapları dolduracak kadar şiirler yazdım. Her biri diğerinden daha da<br>hüzünlüydü. Yazdım, okudum, ağladım... Her gün yazdım, her gün okudum, senelerce<br>ağladım... Her gece seni düşündüm sabahlara kadar, her gece senin yanında<br>olmayı istedim. Ve her gece sensizliğe lanet ettim, uykuları haram ettim kendime,<br>sensiz olmanın acısını gözlerimden çıkardım... Ve bir gün her şeyi değiştirecek<br>bir fırsat çıktı önüme. Bunu fırsatı değerlendirmeyip, kendime haksızlık edemezdim.<br>Ve değerlendirdim... Senden çok uzaklara gittim, belki seni unuturum diye...<br>Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artık...<br><br>Senden çok uzaklardayım belki ama yine de seni görmek için uzaklardan<br>gelebiliyorum. Hem de her gece...Seni seviyor, seyrediyor ve eğilip sen uyurken<br>yanağına bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açıp bakıyorsun, geldiğimi <br>bildiğini sanıyorum ama yine o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Yarın birbirimizi <br>sevmemizin altıncı senesi... Hep ben geldim şimdiye kadar senin yanına, yarın da<br>sen gel olur mu sevgilim.. Ha, unutmadan, sana hep sözünü ettiğim, kalbime iyi bak<br>olur mu? Çünkü göz yaşlarımla, adını yazdım ona... Seni senden bile çok seven bir <br>sevgi var kalbinin içinde unutma. Kırmızı gülü de unutma olur mu?<br>Seni Seviyorum, Yanıma Gelinceye Kadar da Seveceğim...<br> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>15 Mar 2008 01:11:39 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007138371</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>romantikdelikanlimert</dc:creator>
		<title>kalbimin sahibi (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000795697</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000795697&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000795697&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000795697&mode=e" flashvars="&config=41000000000795697&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>...........................................................</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>3 Mar 2008 06:14:48 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000795697</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>romantikdelikanlimert</dc:creator>
		<title>bendeniz-harun kol&#231;ak (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000293957</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000293957&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000293957&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000293957&mode=e" flashvars="&config=41000000000293957&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>biri var</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>11 May 2007 13:04:20 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000293957</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>romantikdelikanlimert</dc:creator>
		<title>YALIN (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000293872</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000293872&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000293872&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000293872&mode=e" flashvars="&config=41000000000293872&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>HERŞEY SENSİN</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>11 May 2007 12:44:57 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000293872</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>romantikdelikanlimert</dc:creator>
		<title>BAHA (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000293841</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000293841&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000293841&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000293841&mode=e" flashvars="&config=41000000000293841&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>ÖLMEYEN ŞARKI</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>11 May 2007 12:36:07 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000293841</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>romantikdelikanlimert</dc:creator>
		<title>G&#220;L&#350;EN (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000293752</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000293752&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000293752&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000293752&mode=e" flashvars="&config=41000000000293752&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>.</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>11 May 2007 12:13:11 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000293752</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>romantikdelikanlimert</dc:creator>
		<title>ozan_arkada&#351; (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000293717</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000293717&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000293717&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000293717&mode=e" flashvars="&config=41000000000293717&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>.</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>11 May 2007 11:55:01 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000293717</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>romantikdelikanlimert</dc:creator>
		<title>romantik (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000931883</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"romantik" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://romantikdelikanli.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000931883'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/93/1/883/931883/8711501_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>10 Feb 2008 01:23:29 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000931883</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>romantikdelikanlimert</dc:creator>
		<title>ROMANT&#304;K DEL&#304;KANLI (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://romantikdelikanli.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000465116</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"ROMANTİK DELİKANLI" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://romantikdelikanli.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000465116'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/46/5/116/465116/8711425_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>16 May 2007 11:25:34 GMT</pubDate>
		<guid>http://romantikdelikanli.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000465116</guid>
	</item>
	
</channel></rss>